İçeriğe atla
Korinsa

Sözlük · Sözleşme yönetimi

Mücbir Sebep Nedir? Koşulları, Sonuçları ve Sözleşmedeki Yeri

Mücbir sebep bir olay listesi değil, altı koşuldan oluşan bir zincirdir. Koşullar sırayla geçilmez, aynı anda tutmak zorundadır: biri koparsa savunmanın tamamı düşer. Aşağıdaki zincirde her halkayı işaretleyin; hangi kurumun devreye girdiğini maddesiyle birlikte görün.

Koşul zinciri denetleyicisi

Değerlendirme tarayıcınızda yapılır; işaretlediğiniz hiçbir bilgi sunucuya gönderilmez.

  1. 1 Haricî olay

  2. 2 Öngörülemez

  3. 3 Karşı konulamaz

  4. 4 İfa engeli

  5. 5 Kusursuzluk

  6. 6 İlliyet bağı

1. Haricî olay — Olay borçlunun dışında mı doğdu?

1. Olay borçlunun dışında mı doğdu?

Borçlunun faaliyet ve işletme alanının dışında mı?

2. Öngörülemez — Sözleşme kurulurken öngörülebilir miydi?

2. Sözleşme kurulurken öngörülebilir miydi?

Ölçü an: sözleşmenin kurulduğu tarih.

3. Karşı konulamaz — Sonuçtan kaçınmak mümkün müydü?

3. Sonuçtan kaçınmak mümkün müydü?

Önleme, giderme ya da alternatif ifa imkânı var mıydı?

4. İfa engeli — Olay, tam olarak bu borcun ifasını mı engelledi?

4. Olay, tam olarak bu borcun ifasını mı engelledi?

Genel bir kriz değil, somut edim.

5. Kusursuzluk — Borçluya yüklenebilecek bir kusur var mı?

5. Borçluya yüklenebilecek bir kusur var mı?

İspat yükü borçludadır.

6. İlliyet bağı — İfa edilmemenin sebebi gerçekten bu olay mı?

6. İfa edilmemenin sebebi gerçekten bu olay mı?

Olay ile ifa engeli arasında uygun sebep-sonuç bağı.

Sonuç

Zincir tam — altı koşul birlikte gerçekleşiyor

Bu hâlde ortada mücbir sebep vardır ve sonucu, engelin kapsamına ve süresine göre değişir:

  1. 1 Kalıcı imkânsızlık Borç, ayrıca bir bildirime ya da karara gerek olmaksızın sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede borçtan kurtulan taraf aldığını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir ve henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder. TBK m.136/1-2
  2. 2 Bildirim ve zararı azaltma ödevi Mücbir sebep bildirim ödevini kaldırmaz, doğurur: borçlu imkânsızlığı alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. TBK m.136/3
  3. 3 Kısmi imkânsızlık Yalnız bir kısım imkânsızlaşmışsa borçlu sadece o kısımdan kurtulur; bu kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıksa borcun tamamı sona erer. TBK m.137
  4. 4 Geçici imkânsızlık: askı Borç sona ermez, ifa askıda kalır. Bekleme tarafların katlanmasının beklenebileceği süreyi aşarsa geçici imkânsızlık sürekli imkânsızlığa dönüşür. Bu ölçüt kanunda yazılı değildir; yerleşik yargı kararlarına dayanır ve süreyi sözleşmeye yazmanın değeri buradadır. yerleşik uygulama
  5. 5 Temerrüt Borçlu temerrüdü ifanın mümkün olmasını gerektirir; ifa mücbir sebeple imkânsız olduğu sürece temerrüdün koşulları oluşmaz. İfa mümkün ama gecikmişse temerrüt doğar, borçlu temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederek gecikme tazminatından kurtulur. TBK m.117 · m.118

Sözleşmede bir mücbir sebep kaydı varsa önce o kayıt uygulanır: kanun hükümleri tamamlayıcıdır ve kayıt tanımı, bildirim usulünü, askı süresini ve fesih hakkını değiştirebilir. Kayda ne yazılmalı

Sözleşme yönetimi Güncelleme: 29 Ağustos 2026 11 dakikalık okuma

Kısa cevap

Mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletme alanı dışında doğan, öngörülemeyen ve karşı konulamayan; borcun ifasını engelleyen ve doğuşunda borçluya hiçbir kusur yüklenemeyen olağanüstü olaydır. Türk Borçlar Kanunu bu kavramı tanımlayan bir madde içermez; yalnızca sonuçlarını düzenler. İfa borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple kalıcı olarak imkânsızlaşırsa borç sona erer (TBK m.136); yalnız bir kısmı imkânsızlaşırsa borçlu sadece o kısımdan kurtulur (m.137); ifa hâlâ mümkün ama katlanılamaz ölçüde ağırlaşmışsa mücbir sebep değil aşırı ifa güçlüğü ve uyarlama gündeme gelir (m.138). Altı koşul birlikte aranır: biri eksikse savunmanın tamamı düşer ve kusursuzluğu ispat yükü TBK m.112 uyarınca borçlunun üzerinde kalır. Sözleşmedeki mücbir sebep kaydı bu çerçeveyi değiştirebilir — tanımı daraltır ya da genişletir, bildirim süresi, askı süresi ve fesih hakkı kurar.

Türk hukukunda mücbir sebebi tanımlayan bir kanun maddesi yoktur. Türk Borçlar Kanunu kavramın adını bir başlık olarak kullanmaz; düzenlediği şey sonuçlardır — ifa imkânsızlığı (m.136), kısmi ifa imkânsızlığı (m.137), aşırı ifa güçlüğü (m.138) ve borçlunun kusursuzluğunu ispat yükü (m.112). Koşulları belirleyen şey doktrin ve yerleşik yargı kararlarıdır.

Bu, sayfanın kurulduğu ayrımdır: aşağıdaki altı koşul bir madde metninden alıntı değildir, ölçüttür; buna karşılık koşullar gerçekleştiğinde doğan sonuçların her biri bir maddeye dayanır ve o madde satırında yazılıdır. Bir dilekçeye yazarken bu ikisini ayırmak gerekir.

Olay borçlunun dışında mı doğdu?

Halka 1 · Haricî olay

Zincirin ilk halkası olayın kaynağını yoklar. Olay, borçlunun faaliyet ve işletme alanının dışında doğmuş olmalıdır: borçlunun örgütlenmesiyle, personeliyle, makineleriyle ya da tedarik zinciriyle ilgisi bulunmayan bir dış güç. Deprem, sel, yangın, savaş, seferberlik, salgın, ülke çapında ilan edilen genel grev ve idarenin getirdiği yasak (ihracat yasağı, faaliyetin durdurulması) tipik örneklerdir.

Borçlunun kendi alanında doğan olaylar bu halkayı kopartır: makine arızası, personel yetersizliği, işçinin hastalanması, tedarikçinin ya da alt yüklenicinin gecikmesi. Alt yüklenici özellikle yanıltıcıdır — TBK m.116 uyarınca borçlu, borcun ifasını yardımcı kişilere bırakmış olsa da onların davranışından sorumludur; yani tedarikçinin temerrüdü “dış” bir olay değil, borçlunun kendi riskidir.

Para borcunda bu halka hiç kurulamaz. Ödeme güçlüğü, nakit darlığı ve kur hareketi borçlunun kendi mal varlığı alanına ilişkindir; para borcu hukuken imkânsızlaşmaz. Mücbir sebep savunmasının uygulamada en sık reddedilen biçimi budur.

Halkayı tutar

  • Bölgeyi etkileyen deprem, sel ya da yangın
  • Savaş, iç karışıklık, seferberlik ilanı
  • İdarenin faaliyeti durduran veya ihracatı yasaklayan kararı
  • Ülke çapında ilan edilen genel grev, sokağa çıkma yasağı

Halkayı kopartır

  • Borçlunun kendi makinesinin arızalanması
  • Personel yetersizliği, işçinin hastalanması
  • Tedarikçinin ya da alt yüklenicinin gecikmesi (TBK m.116)
  • Nakit darlığı, kur artışı, kredinin kesilmesi

Bu halka koparsa

Olay borçlunun kendi alanında doğmuşsa ortada mücbir sebep değil, olsa olsa beklenmeyen hâl vardır. Beklenmeyen hâl de kusura dayanmaz ve TBK m.112’deki kusursuzluk ispatında ileri sürülebilir; ancak sorumluluğun ağırlaştırıldığı hâllerde borçluyu kurtarmaz — temerrüde düşmüş borçlu beklenmedik hâlden doğan zarardan sorumludur (TBK m.119). Ayrıca sözleşmedeki kayıt çoğu zaman yalnız “mücbir sebep” der; beklenmeyen hâl o kaydın kapsamına girmez.

Sözleşme kurulurken öngörülebilir miydi?

Halka 2 · Öngörülemez

Öngörülemezlik, olayın sözleşmenin kurulduğu anda öngörülemez olmasıdır. Ölçüt kişisel değil objektiftir: aynı işi yapan makul bir kişinin o tarihte olayı hesaba katıp katamayacağına bakılır. Tacirlerde eşik daha yüksektir; TTK m.18/2 her tacirin ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesini arar.

Bu yüzden zaman çizgisi belirleyicidir. İlan edilmiş bir ambargonun, süregelen bir krizin ya da yürürlüğe girmiş bir yasağın ardından imzalanan sözleşmede o olay öngörülemez değildir; taraflar riski bilerek üstlenmiştir. Aynı olay, ondan önce kurulmuş bir sözleşme bakımından öngörülemez olabilir. Tek bir olay, iki sözleşmede iki farklı sonuç doğurur.

Öngörülemezlik olayın kendisinde de aranır, ölçüsünde de: depremin bir gün olabileceğini herkes bilir, belirli bir tarihte belirli bir şiddette gerçekleşeceğini kimse bilmez. Değerlendirme soyut ihtimal üzerinden değil, somut olay üzerinden yapılır.

Halkayı tutar

  • Sözleşme, olaydan önce kurulmuş
  • Olayın şiddeti o bölgede benzeri görülmemiş ölçüde
  • Risk, makul bir tedbirle karşılanabilecek nitelikte değil

Halkayı kopartır

  • Sözleşme, yasak veya kriz ilan edildikten sonra imzalanmış
  • Aynı olay sektörde tekrarlanıyor ve biliniyordu
  • Taraflar riski sözleşmede zaten paylaştırmış

Bu halka koparsa

Öngörülebilir bir olayın riski, sözleşmeyi o bilgiyle kuran tarafın üzerindedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: bu halka koptuğunda yalnız mücbir sebep değil, aşırı ifa güçlüğü kapısı da kapanır — TBK m.138 de “sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum” arar. Geriye yalnız sözleşmenin kendi risk dağılımı ve varsa özel uyarlama kaydı kalır.

Sonuçtan kaçınmak mümkün müydü?

Halka 3 · Karşı konulamaz

Üçüncü halka olayın sonucuna bakar: borçlu, olayı önlemek, etkisini gidermek ya da borcu başka bir yoldan ifa etmek imkânına sahip değilse karşı konulamazlık gerçekleşir. Ölçüt katıdır — güçleşme değil, imkânsızlık aranır.

Bu yüzden alternatif ifa yolu bu halkayı kopartır. Aynı mal başka bir tedarikçiden temin edilebiliyorsa, başka bir güzergâh açıksa, edim cins borcuysa ve piyasada hâlâ bulunuyorsa borçlu karşı konulamazlığı ileri süremez. Alternatifin daha pahalı olması bir savunma değildir: maliyetin artması imkânsızlık değil, olsa olsa ifa güçlüğüdür.

Karşı konulamazlık aynı zamanda bir önlem sorusudur. Borçlu olayın etkisini azaltabilecek makul tedbirleri almışsa halka tutar; almamışsa yalnız bu halka değil, beşinci halka (kusursuzluk) da birlikte kopar. İki halkanın birden koptuğu tek yer burasıdır.

Halkayı tutar

  • Edim parça borcu ve konusu yok olmuş
  • İdarenin yasağı ifayı hukuken imkânsız kılıyor
  • Bölgeye erişim fiilen kapalı ve alternatif güzergâh yok

Halkayı kopartır

  • Aynı edim başka bir kaynaktan temin edilebiliyor
  • İfa mümkün ama maliyeti çok artmış
  • Makul bir tedbirle sonuç önlenebilirdi

Bu halka koparsa

İfa hâlâ mümkün ama borçludan beklenmesi dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde ağırlaşmışsa devreye giren kurum aşırı ifa güçlüğüdür (TBK m.138). Sonuç da farklıdır: borç sona ermez; borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını ister, uyarlama mümkün değilse sözleşmeden döner, sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak fesih hakkını kullanır. Madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.

Olay, tam olarak bu borcun ifasını mı engelledi?

Halka 4 · İfa engeli

Dördüncü halka olay ile somut borç arasındaki ilişkiyi kurar. Bir olayın olağanüstü olması yetmez; o olayın, sözleşmedeki edimi kararlaştırılan zamanda ve biçimde ifa etmeyi engellemiş olması gerekir. Aynı deprem, üretim tesisi yıkılan satıcı için ifa engelidir; aynı bölgede yalnız danışmanlık veren bir borçlu için çoğu zaman değildir.

Engelin kapsamı ve süresi sonucu belirleyen iki ölçüdür. Borcun tamamı imkânsızlaşmışsa TBK m.136, yalnız bir kısmı imkânsızlaşmışsa m.137 uygulanır. Engel geçiciyse borç sona ermez; ifa askıda kalır.

Geçici imkânsızlığın sözleşmeyi askıda bırakan etkisi kanun metninde yazılı değildir; yerleşik yargı kararlarında ve doktrinde yerleşmiştir. Bekleme, tarafların katlanmasının beklenebileceği süreyi aştığında geçici imkânsızlık sürekli imkânsızlığa dönüşür ve TBK m.136 devreye girer. Sözleşmeye yazılan askı süresinin pratikte en değerli kayıt olmasının sebebi budur: kanunun bırakmadığı sınırı taraflar koyar.

Halkayı tutar

  • Edimin konusu yok olmuş ya da hukuken yasaklanmış
  • İfa yeri veya zamanı fiilen erişilemez hâle gelmiş
  • Engel edimin tamamını kapsıyor

Halkayı kopartır

  • Olay var ama edim aynen ifa edilebiliyor
  • Yalnız bir kısım engellenmiş
  • Engel kısa sürmüş, ifa hâlâ mümkün

Bu halka koparsa

Engel edimin yalnız bir kısmını kapsıyorsa kısmi ifa imkânsızlığı gündeme gelir: TBK m.137 uyarınca borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Ancak bu kısmi imkânsızlık önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa borcun tamamı sona erer. Engel hiç doğmamışsa mücbir sebep savunması da yoktur; borç aynen ifa edilir.

Borçluya yüklenebilecek bir kusur var mı?

Halka 5 · Kusursuzluk

Beşinci halka, mücbir sebep tartışmasının çoğunlukla kaybedildiği yerdir. TBK m.112 açıktır: borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Yani kusursuzluk varsayılmaz; ispat edilir ve ispat yükü alacaklıda değil borçludadır.

Kusur yalnız olayın doğuşunda değil, etkisinin büyümesinde de aranır. Olay dışarıdan gelse bile borçlu makul önlemleri almamışsa, uyarıları dikkate almamışsa ya da zararı sınırlamak için hiçbir şey yapmamışsa halka kopar. TBK m.136/3 bu ödevi ayrıca yazar: borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.

Zamanlama da bir kusur sorusudur. Borçlu olay gerçekleşmeden önce zaten temerrüde düşmüşse, TBK m.119 uyarınca beklenmedik hâlden doğan zarardan da sorumlu olur. Bu sorumluluktan ancak temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ya da borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vermiş olacağını ispat ederek kurtulabilir.

Halkayı tutar

  • Olayın doğuşunda borçlunun hiçbir payı yok
  • Öngörülebilir zarar için makul tedbirler alınmış
  • İmkânsızlık alacaklıya gecikmeksizin bildirilmiş (m.136/3)

Halkayı kopartır

  • Borçlu olaydan önce zaten temerrütte (m.119)
  • Uyarılara rağmen önlem alınmamış
  • Bildirim yapılmamış ve zarar büyümüş

Bu halka koparsa

Kusur bulunduğunda mücbir sebep savunması bütünüyle düşer ve TBK m.112 uyarınca borçlu, ifa edilmemeden doğan zararı gidermekle yükümlü olur. Kusur yalnız bildirim ödevinin ihlalinden ibaretse sorumluluk imkânsızlığın kendisine değil, m.136/3 uyarınca bildirim yapılmamasından doğan zarara ilişkin olur. Uygulamada bu, iki farklı tazminat kalemi demektir ve ikisinin ayrılması borçlunun lehinedir.

İfa edilmemenin sebebi gerçekten bu olay mı?

Halka 6 · İlliyet bağı

Son halka sebep-sonuç ilişkisini kurar: ifa engelinin sebebi, ileri sürülen olağanüstü olay olmalıdır. Bu, uygulamadaki en sessiz zayıf halkadır — olay gerçek, koşulların çoğu yerinde olsa bile borç zaten başka bir sebeple ifa edilemeyecek durumdaysa illiyet kurulamaz.

Bağın uygun olması aranır: olayın, hayatın olağan akışına göre böyle bir sonucu doğurmaya elverişli olması gerekir. Uzak, olağandışı ya da araya giren başka bir sebeple kesilmiş bir zincir illiyeti kurmaz.

Kanun bu testin ters yönünü de yazar. TBK m.119, temerrüde düşen borçluya “borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye zarar vermiş olacağını” ispat ederek kurtulma imkânı verir. Bu bir illiyet savunmasıdır: sonuç, gecikmeden bağımsız olarak gerçekleşecek idiyse gecikme o sonucun sebebi değildir.

Halkayı tutar

  • Olay olmasaydı edim zamanında ifa edilebilecekti
  • Engel doğrudan olayın sonucu
  • Araya giren başka bir sebep yok

Halkayı kopartır

  • Borç zaten başka bir sebeple ifa edilemiyordu
  • Gecikme olaydan önce başlamış
  • Sonuç, olaydan bağımsız olarak da doğacaktı

Bu halka koparsa

İlliyet kurulamıyorsa olayın olağanüstülüğü sonucu değiştirmez: mücbir sebep, ifa edilmemenin sebebi değildir ve savunma dinlenmez. Borçlu bu durumda genel kurala döner ve TBK m.112 uyarınca kusursuzluğunu başka bir olguyla ispat etmek zorunda kalır.

Zincir koparsa: komşu kurumlar

Mücbir sebebin bulunmaması, borçlunun her hâlde sorumlu olduğu anlamına gelmez. Kopan halkaya göre başka bir kurum devreye girebilir; hepsinin koşulu ve sonucu farklıdır. Aşağıdaki tablo, uygulamada birbirine karıştırılan beş kurumu yan yana koyar.

Mücbir sebep ve komşu kurumların karşılaştırması
Kurum Ne zaman gündeme gelir Sonucu Dayanak
Mücbir sebep Altı halka birlikte tutuyor ve ifa imkânsız Borç sona erer; alınan edim sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir TBK m.136
Kısmi ifa imkânsızlığı Engel edimin yalnız bir kısmını kapsıyor Borçlu yalnız o kısımdan kurtulur; bütünlük bozuluyorsa borcun tamamı sona erer TBK m.137
Aşırı ifa güçlüğü İfa mümkün ama katlanılamaz ölçüde ağırlaşmış Uyarlama; mümkün değilse dönme, sürekli edimli sözleşmede fesih TBK m.138
Beklenmeyen hâl Olay borçlunun kendi alanında ama önlenemez Kusursuzluk savunması kalır; temerrütten sonra korumaz TBK m.112 · m.119
Borçlu temerrüdü İfa mümkün, yalnızca gecikmiş Gecikme tazminatı; borçlu kusursuzluğunu ispatla kurtulur TBK m.117 · m.118
Baştaki imkânsızlık Sözleşme kurulurken konu zaten imkânsız Sözleşme kesin hükümsüzdür TBK m.27

Zincir tamsa: mücbir sebebin sonuçları

Altı halka birlikte tuttuğunda ortaya çıkan sonuç, çoğu metinde sanıldığı gibi “sözleşmenin sona ermesi” değildir. Sonucu belirleyen şey engelin kapsamı ve süresidir; bu iki ölçü üç ayrı rejime götürür.

Kalıcı imkânsızlık: borç sona erer

TBK m.136/1 uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa borç sona erer. Bu sona erme kendiliğinden gerçekleşir; bir bildirime ya da mahkeme kararına bağlı değildir. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde m.136/2 tasfiyeyi düzenler: borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan almış olduğu edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri verir ve henüz kendisine ifa edilmemiş olan edimi isteme hakkını kaybeder.

Buna karşılık m.136/3 bir ödev kurar ve uygulamada en çok atlanan fıkra budur: borçlu ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Yani mücbir sebep borçluyu susma hakkı vermez; tam tersine bir bildirim yükü doğurur.

Kısmi imkânsızlık: yalnız o kısım düşer

TBK m.137 uyarınca borç kısmen imkânsızlaşırsa borçlu, borcunun sadece imkânsızlaşan kısmından kurtulur. Maddenin ikinci cümlesi bu kuralı tersine çevirebilecek bir ölçüt getirir: kısmi ifa imkânsızlığı önceden öngörülseydi taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa borcun tamamı sona erer. Bölünen edimin geriye kalanının alacaklı için bir işe yarayıp yaramadığı sorusu buradan sorulur.

Geçici imkânsızlık: sözleşme askıda kalır

Engel geçiciyse borç sona ermez; ifa askıda kalır ve engel ortadan kalktığında yeniden istenebilir hâle gelir. Bu kuralın kanunda bir maddesi yoktur — yerleşik yargı kararlarında ve doktrinde yerleşmiştir ve sınırı da oradan gelir: bekleme, tarafların katlanmasının beklenebileceği süreyi aştığında geçici imkânsızlık sürekli imkânsızlığa dönüşür ve TBK m.136 uygulanır.

Bu belirsizlik, sözleşmeye askı süresi yazmanın en güçlü gerekçesidir. Kanun sınırı söylemediği için sınırı ya taraflar koyar ya da uyuşmazlık anında hâkim takdir eder; ikincisi, iki tarafın da aylarca ne yapacağını bilmemesi demektir.

Temerrüt: iki ayrı dal

“Mücbir sebep varsa temerrüt oluşmaz” cümlesi olduğu gibi doğru değildir; iki dala ayrılır ve dalları ayıran şey ifanın mümkün olup olmamasıdır.

  • İfa imkânsızsa temerrüt doğmaz. Borçlu temerrüdü, TBK m.117’deki koşulların yorumu gereği ifanın mümkün olmasını gerektirir; imkânsız bir edim için ihtar da sonuç doğurmaz. Burada uygulanacak hüküm temerrüt değil, m.136’dır.
  • İfa mümkün ama gecikmişse temerrüt doğar. Bu hâlde borçlu, TBK m.118 uyarınca temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederek gecikmeden doğan zarardan sorumlu olmaktan kurtulur. Kurtulduğu şey temerrüdün kendisi değil, gecikme tazminatıdır.
  • Para borcunda bu kapı kapalıdır. Para borcu hukuken imkânsızlaşmaz ve temerrüt faizi (TBK m.120) borçlunun kusuruna bağlı değildir. Ödeme güçlüğü için ileri sürülebilecek tek yol, koşulları varsa m.138 uyarınca uyarlama istemektir.

Sözleşmedeki mücbir sebep kaydı

Kayıt, mücbir sebebi var etmez — kanun hükümleri kayıt olmasa da uygulanır. Kaydın işlevi belirsizliği azaltmaktır: hangi olayların kapsandığı, bildirimin ne zaman ve nasıl yapılacağı, sözleşmenin ne kadar askıda kalacağı ve o sürenin sonunda kimin fesih hakkı doğacağı. Taraflar bunu TBK m.26’daki sözleşme özgürlüğü içinde düzenleyebilir; sınırı m.27’deki kesin hükümsüzlük hâlleri çizer.

İki sınır özellikle unutulur. Birincisi TBK m.115: borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür — kayıt ne kadar geniş yazılırsa yazılsın borçlunun kendi ağır kusurunu kapsayamaz. İkincisi, kaydın genel işlem koşulu olduğu hâllerdir: sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı hükümler yazılmamış sayılır (m.21/2), belirsiz hükümler düzenleyenin aleyhine yorumlanır (m.23) ve dürüstlük kuralına aykırı olarak karşı tarafın durumunu ağırlaştıran hükümler denetime tabidir (m.25).

Kayıtta verilecek dört karar

Mücbir sebep kaydında verilecek kararlar ve kaçırılmalarının sonucu
Karar Seçenekler Yazılmazsa ne olur
Sayma yöntemi Tahdidi (“yalnızca aşağıdaki hâller”) ya da tadadi (“bunlarla sınırlı olmamak üzere”). Tahdidi sayma kapsamı kesinleştirir ama listede olmayan olayı dışarıda bırakır; tadadi sayma esneklik verir, karşılığında “benzer olay mı” tartışmasını açar. Kapsam, tarafların gerçek ve ortak iradesine göre yorumlanır (TBK m.19); kayıt genel işlem koşuluysa belirsizlik düzenleyenin aleyhinedir (m.23).
Bildirim süresi ve şekli Kaç gün içinde, hangi kanaldan (noter, KEP, taahhütlü posta) ve hangi içerikle. Sürenin hak düşürücü mü yoksa yalnız ispat kolaylığı mı sağladığı da yazılmalıdır. Kanunî ölçü “gecikmeksizin”dir; bildirimi ihmal eden borçlu bundan doğan zararları gidermekle yükümlü olur (TBK m.136/3).
Askı süresi Sözleşmenin kaç gün/ay askıda kalacağı, sürenin uzatılıp uzatılamayacağı, askı boyunca hangi edimlerin (teminat, saklama, sigorta) devam edeceği. Kanun bir sınır koymaz; geçici imkânsızlığın ne zaman sürekli imkânsızlığa döneceği uyuşmazlıkta takdir edilir ve iki taraf da bekleme boyunca konumunu bilemez.
Askının sonunda fesih Hangi tarafın, hangi usulle fesih hakkı doğacağı; tasfiyenin nasıl yapılacağı, avansların ve teminatların akıbeti. İade rejimi TBK m.136/2’ye göre işler; sürekli edimli sözleşmelerde fesih tartışması m.138 üzerinden yürütülmek zorunda kalır.

Beşinci bir kalem çoğu metinde hiç yer almaz ve uyuşmazlığın asıl konusu olur: ispat. Kayıt, mücbir sebebi ileri süren tarafın hangi belgeleri sunacağını yazabilir. Uygulamada ticaret odalarından alınan mücbir sebep belgesi bu amaçla kullanılır; ancak belge olayın varlığına ilişkin bir delildir, hâkimi bağlamaz ve altı halkanın gerçekleştiğini tek başına göstermez. Resmî makam yazıları, idari kararların yayım tarihleri ve olayın somut edime etkisini gösteren kayıtlar bu ispatın asıl gövdesini oluşturur.

Mevzuatta mücbir sebep nerede geçer?

Borçlar hukuku kavramı tanımlamaz ama başka kanunlar aynı olguya kendi adlarıyla ve kendi sonuçlarıyla değinir. Bu tablo, mücbir sebebi tanımlı sanıp yanlış kanuna atıf yapmayı önlemek için hazırlandı: bir maddenin varlığı, o maddenin sizin sözleşmenize uygulanacağı anlamına gelmez.

Mücbir sebebe değinen kanun hükümleri
Kanun Madde Ne söyler
6098 Türk Borçlar K. m.112 Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür — ispat yükü borçludadır.
6098 Türk Borçlar K. m.119 Temerrüde düşen borçlu beklenmedik hâlden doğan zarardan sorumludur; kusursuzluğunu ya da sonucun gecikmeden bağımsız doğacağını ispat ederek kurtulabilir.
6098 Türk Borçlar K. m.136-138 İfa imkânsızlığı, kısmi ifa imkânsızlığı ve aşırı ifa güçlüğü — mücbir sebebin sonuçlarının düzenlendiği üç madde.
6102 Türk Ticaret K. m.18/2 Tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır — öngörülemezlik değerlendirmesinin tacir tarafındaki eşiği.
213 Vergi Usul K. m.13 · m.15 Mücbir sebeplerin tek tek sayıldığı düzenleme; sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez. Sonucu yalnız vergi ödevleri bakımından doğar.
4857 İş K. m.24/III · m.25/III “Zorlayıcı sebep” işi bir haftadan fazla durdurursa hem işçiye hem işverene haklı nedenle derhal fesih hakkı verir.
4857 İş K. m.40 Zorlayıcı sebeple çalışamayan ya da çalıştırılmayan işçiye bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir.
6100 HMK m.95-96 Elde olmayan sebeplerle usul süresini kaçıran taraf eski hâle getirme isteyebilir; talep, engelin ortadan kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılır.

Vergi Usul Kanunu satırı özellikle dikkat ister. VUK m.13 mücbir sebepleri sayan tek düzenlemedir ve bu yüzden sık alıntılanır; ancak oradaki tanım vergi ödevlerinin yerine getirilmesine ilişkindir. Bir satım sözleşmesindeki teslim gecikmesini VUK m.13’e dayandırmak, doğru bir maddeyi yanlış ilişkiye taşımak olur.

Usul süreleri ise ayrı bir düzlemdir: mücbir sebep bir usul süresini kendiliğinden uzatmaz. HMK m.95 elde olmayan sebeplerle süreyi kaçıran tarafa eski hâle getirme yolunu açar ve bu talep engelin kalkmasından itibaren iki hafta içinde yapılır (m.96). Süre hesabının kendisi için süre hesaplama aracını kullanabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Mücbir sebep nedir?
Mücbir sebep, borçlunun faaliyet ve işletme alanı dışında doğan, sözleşmenin kurulduğu anda öngörülemeyen, karşı konulması mümkün olmayan ve borcun ifasını engelleyen olağanüstü olaydır. Olayın doğuşunda ya da etkisinin büyümesinde borçluya bir kusur yüklenememeli ve olay ile ifa engeli arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Bu altı koşul birlikte aranır; biri eksikse mücbir sebep savunması bütünüyle düşer.
Mücbir sebep Türk Borçlar Kanunu’nun hangi maddesinde tanımlanır?
Hiçbirinde. Türk Borçlar Kanunu mücbir sebebi tanımlayan bir madde içermez; kavramın koşullarını doktrin ve yerleşik yargı kararları belirler. Kanunun düzenlediği şey sonuçlardır: ifa imkânsızlığı (m.136), kısmi ifa imkânsızlığı (m.137), aşırı ifa güçlüğü (m.138) ve borçlunun kusursuzluğunu ispat yükü (m.112). Türk hukukunda mücbir sebebin sayıldığı tek kanunî düzenleme vergi hukukundadır (VUK m.13) ve orada da yalnız vergi ödevleri bakımından sonuç doğurur.
Deprem, salgın ya da ambargo otomatik olarak mücbir sebep midir?
Hayır. Mücbir sebep bir olay listesi değil, bir değerlendirmedir: aynı deprem bir borç için mücbir sebeptir, diğeri için değildir. Olayın SOMUT borcun ifasını engellemiş olması gerekir. Ayrıca sözleşme olaydan sonra kurulmuşsa öngörülemezlik koşulu baştan gerçekleşmez; ilan edilmiş bir yasağın ya da süregelen bir krizin bilindiği bir ortamda imzalanan sözleşmede o olay mücbir sebep sayılmaz.
Mücbir sebep sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirir mi?
Duruma göre. İfa kalıcı olarak imkânsızlaşmışsa borç, ayrıca bir bildirime veya karara gerek olmaksızın sona erer (TBK m.136/1); karşılıklı borç yükleyen sözleşmede borçtan kurtulan taraf aldığını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri verir ve henüz kendisine ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder (m.136/2). İmkânsızlık geçiciyse borç sona ermez, ifa askıda kalır; bekleme süresi tarafların katlanabileceği sınırı aştığında geçici imkânsızlık sürekli imkânsızlığa dönüşür ve m.136 uygulanır. Bu ayrım kanun metninde değil, yerleşik yargı kararlarında ve doktrinde yerleşmiştir.
Mücbir sebep ile beklenmeyen hâl arasındaki fark nedir?
İkisi de borçlunun kusuruna dayanmaz; ayrım olayın NEREDE doğduğunda ve etkisinin ağırlığındadır. Mücbir sebep borçlunun faaliyet ve işletme alanının DIŞINDA doğar ve karşı konulamaz. Beklenmeyen hâl ise borçlunun kendi alanı içinde meydana gelen, önlenemeyen ama aynı yoğunlukta olmayan olaydır — makinenin beklenmedik arızası gibi. Fark özellikle iki yerde sonucunu gösterir: temerrüde düşmüş borçlu beklenmedik hâlden doğan zarardan sorumludur (TBK m.119) ve sözleşmedeki mücbir sebep kaydı çoğu zaman yalnız mücbir sebebi kapsar, beklenmeyen hâli kapsamaz.
Mücbir sebep ile aşırı ifa güçlüğü (TBK m.138) arasındaki fark nedir?
Mücbir sebepte ifa İMKÂNSIZDIR; aşırı ifa güçlüğünde ifa hâlâ MÜMKÜNDÜR ama borçludan beklenmesi dürüstlük kuralına aykırı düşecek ölçüde ağırlaşmıştır. Sonuçları da bu yüzden ayrışır: mücbir sebepte borç sona erer (m.136), aşırı ifa güçlüğünde borçlu hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını ister; bu mümkün değilse sözleşmeden döner, sürekli edimli sözleşmelerde ise kural olarak fesih hakkını kullanır (m.138). Maliyetin artması tek başına imkânsızlık değildir.
Para borcu mücbir sebeple sona erer mi?
Hayır. Para borcunun ifası hukuken imkânsızlaşmaz; ödeme güçlüğü, nakit darlığı ya da kur hareketi mücbir sebep sayılmaz. Bu, mücbir sebep savunmasının en sık reddedilen biçimidir. Borçlunun elinde kalan yol, koşulları varsa TBK m.138 uyarınca uyarlama istemektir; madde hükmünün yabancı para borçlarında da uygulanacağı açıkça yazılıdır.
Sözleşmede mücbir sebep maddesi yoksa ne olur?
Savunma ortadan kalkmaz. Kayıt olmasa da TBK m.112, m.136-138 hükümleri uygulanır; kayıt bu çerçeveyi değiştirmek içindir, var etmek için değil. Kaydın gerçek işlevi belirsizliği azaltmaktır: hangi olayların kapsandığı, bildirimin kaç gün içinde ve hangi kanaldan yapılacağı, sözleşmenin ne kadar askıda kalacağı ve o sürenin sonunda kimin fesih hakkı doğacağı. Kayıt yoksa bunların hepsi uyuşmazlık anında tartışılır.
Mücbir sebebi kim ispat eder? Ticaret odasından alınan belge yeterli midir?
İspat yükü borçludadır: TBK m.112 uyarınca borç hiç veya gereği gibi ifa edilmemişse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe zararı gidermekle yükümlüdür. Uygulamada ticaret odalarından alınan mücbir sebep belgesi bu ispatta kullanılır; ancak belge olayın varlığına ilişkin bir delildir, hâkimi bağlamaz ve tek başına altı koşulun gerçekleştiğini göstermez. Şüpheli kalan bir koşul, ispat edilemediği sürece gerçekleşmemiş sayılır.
Mücbir sebep bildirimi kaç gün içinde yapılmalıdır?
Kanunda gün olarak bir süre yoktur: TBK m.136/3 borçlunun ifanın imkânsızlaştığını alacaklıya GECİKMEKSİZİN bildirmesini ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almasını arar; bunu ihmal eden borçlu, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür. Sözleşmedeki kayıt somut bir süre (örneğin beş iş günü) ve bir kanal (noter, KEP) öngörebilir; öngörmüşse o süre bağlayıcıdır ve kaçırılması çoğu metinde savunmanın kaybı olarak düzenlenir.

Kaynaklar ve dayanak

Son güncelleme: 29 Ağustos 2026. Mevzuat değişebilir; kritik bir karar öncesi yürürlükteki metni kaynağından doğrulayın.

Mücbir sebep kaydı hangi sözleşmelerinizde var?

Korinsa, dosyadaki sözleşmeleri okur; mücbir sebep, bildirim süresi ve fesih maddelerini çıkarır, sürümler arasındaki madde farkını gösterir ve kimin hangi metni gördüğünü kayıt altına alır.